—Program yayinlandi, buradan izleyebilirsiniz: http://tvarsivi.com/player.php?y=13&z=2012-05-19+10%3A49%3A00 —
19 Mayis Cumartesi gunu, saat 10:30’da NTV’de canli yayindayim! Beni davet etmek gibi super kibar bir harekette bulundular, bende hemen kabul ettim tabiki. Eger su anda bu sayfaya yayini izledikten sonra bakiyorsaniz, buyrun asagilara inin, blogum emrinizde!
Eger daha sosyal ag insaniyim ben diyorsaniz da olsun uzulmeyin, buyrun asagida bikac link var en cok kullanilanlar icin ama merak etmeyin, neredeyse tum sosyal aglarda varim.
http://twitter.com/#!/MertErdir
https://www.facebook.com/merterdir1
http://www.youtube.com/merterdir
En onemlisi portfolyom:
Neyse efenim, bu kadar reklam yeter. Gidip de canli yayinda ne konusacaksin diyorsaniz acikcasi bende bilmiyorum. Kimseye fazla gecirmeden konusmaya calisacagim bakalim. Birazcik egitim sisteminden, birazcik teknolojiden, birazcik da Turkiye’de sanattan konusmayi dusunuyorum. Tabi bunlarin hepsi 5 dakika icinde olacak. Evet yaklasik 5 dakikalik konusma sansi bulacagim ama olsun, belki baska programlarda da gorebilirsiniz beni zamanla kim bilir. Bunu okuyorsaniz ve beni bir programa davet etmek istiyorsaniz da merterdir@aol.com adresine mailinizi beklerim.
Jayme Dee bebekler. Evet son kesfim diyebiliriz kendisine. Diane Birch’ten beri super-unlu olmayan birini bulup da bu kadar heyecanlanmamistim. Kendisi cover’lar yaparak YouTube’da adini duyurdu once. Oncdan sonra da Universal ile anlasma imzaladi, bu da kendi sarkilarindan en sevdigim. Bu arada cok da guzeldir kendisi. Umarim siz de kendisini seversiniz ve bol bol dinlersiniz.
Isteyenler icin resmi sitesi:
(Dikkat bu yazi okura sen olarak hitap ediyor, basbakan falansan kusuruma bakma)
Istanbul’daki Cagdas Sanat yazi dizim sona erdi. Bu sirada kendim de cok eglendigimden kendime yeni bir hedef koyuyorum; ve artik buraya yazdigim icin doneklik yapamam. Onumuzdeki ay icinde Istanbulda’ki en iyi gece kulupleri atlasi yapacagim! Evet yanlis duymadiniz. Sizler icin en iyilerini arastiracagim, hepsine gidecegim ve deneyimlerimi, degerlendirmelerimi yazacagim! Bu sozu tutmakta cok zorlanacagim gibi. Cunku ben genelde bar veya pub tarzi, arkadaslarla gidip sohbet edilen yerleri severim. Hatta bazi arkadaslarim icimde yasli bir amca oldugunu dusunuyor. Iste bunu yikma vakti geldi catti bile! Plan soyle, 8 Mayis’ta 18 yasimi dolduruyorum. Zaten girmiyormuydum butun kuluplere giriyordum, herkes giriyor. Aslinda gece kulubu ayi tesadufen dogum gunume geldi. Ama iyi de oldu, boylece sorun yasama ihtimalim olmayacak. 8 Mayis’a kadar arastirma yapiyorum, eger gittigin ve bayildigin bir gece kulubu varsa bana twitter’dan (@merterdir) veya buradaki askbox’tan veya herhangi bir yoldan soyle, gideyim goreyim. Merak etme, Machine zaten listede. Kendime bir liste cikardiktan sonra da o kulup senin o kulup benim gezecegim sonra da hepsini sana anlatacagim. Boylece sende yeni yerler ogrenmis olacaksin, bende. Heyecanla bekliyorum onerilerini!
Simdilik benden bu kadar, adios amigo!
(Not: Resim buradan alinmistir, benim degildir.)
Bana oy verin! →
Su anda yurt disinda fotografcilik okumak icin ugrasan bir cocugun blogunu okuyorsunuz, bunun icinde universitelerden yetenek bursu almam gerekiyor. Bu cok onemli bir yarisma, ve seneye iyi bir universiteden burs almamda kritik rol oynuyor. O yuzden sevgili okularim sizden istegim, su link’e tiklayin ve acilan sayfadaki “Vote” tusuna basin. Mumkunse hem twitter’dan hem Facebook’tan oy verin, daha da super olur. Simdiden size bana bu kiyagi gectiginiz icin tesekkur ediyorum!
Biri modern sanat mi dedi yoksa? Hemen birkac hafta onceki yazimda soz verdigim gibi cagdas sanat mekanlarina devam edecegim. Daha sonra da size 3 adet muhtesem dergi onerecegim. Turkiye’de cagdas sanat, bu 3’unden sorulur.
Hemen Galeriden baslayalim, Akbank Sanat.
Su anda hangi sergi mi var? Aftermath.
Tipki Mona Hatoum’un sergisi gibi, bu sergide de bir huzursuzluk var. Zaten serginin amaci da insani kotulukle yuzlestirmek, ya da Turkce’ye ceviriysiyle, hesaplastirmak. Bu sergi tek bir sanatcinin degil de birkac sanatcinin ortak sergisi. Kesinlikle oneririm bu sergiyi. Suc, umursamazlik, monotonluk ve golgede kalanlara bakis acinizi degistirecek bir sergi.
Peki ben bu sergileri nereden buluyorum?
Iste o uc dergi: XOXO The Mag, ice, ve Art Unlimited. Istanbul’da cagdas sanati bunlardan takip edebilirsiniz. Hemde bu uc dergi de ucretsiz! Yani eger sanat duskunuyseniz, bu sergileri kacirmak icin gercekten hicbir bahaneniz yok.
Hemen kisa birer aciklamada bulunalim;
XOXO The Mag:
Bu dergi ile Turkiye’nin genel sanat ortamini, sergileri ve daha bircok seyi inceleyebilirsiniz. Ayrica yurtdisinda sanat ortamina damgasini vuran sergileri ve sanatcilari da iceren bu dergide, yeni cikan yabanci dizilere dair bile keyifli yazilar bulabilirsiniz.
ice:
IstanbulContemporaryEtc. acilimiyla Istanbul’daki cagdas fotograf camiasina yakindan bir bakis ve yeni sergileri tanima olanagi sunan bu dergi de fotograf sanatiyla ilgilenenlerin ilgisini cekecektir. Buraya tiklayarak derginin iPad&iPhone uygulamasini indirebilir, her zaman yaninizda tasiyabilirsiniz.
ARTUNLIMITED:
Akbank Private Banking’in cikardigi aylik gazetedir, bu gazetede de goze carpan sergileri ve sanat camiasinindaki etkinlikleri, partileri izleyebilirsiniz.
Sonuc olarak bu 3 ucretsiz dergi de (tamam bir tanesi gazete ise napalim yani) sanat galerilerinin cogundan temin edilebilir. Ben XOXO The Mag’i ve ice’i bir onceki yazimda bahsettigim ElipsisGallery’den aldim. ARTUNLIMITED’i ise Akbank Sanat’tan aldim.
Bu arada blogumu sevip sevmediginizi bana sag taraftaki poll’a oy vererek gosterebileceginizi unutmayin. Ayrica onerileriniz varsa askbox’im size her zaman acik!
NOT: Yukaridaki iki fotograf bana aittir, ucuncusu ise XOXO The Mag’in Mart 2012 sayisinin kapagidir, onun benimle bir alakasi yok valla, ustunde hicbir hak iddaa etmemekteyim.
Cagdas Sanat, ya da Istanbul burjuvazisinin ve amerikanyali yarlarimizin soyleyisiyle, “Comtemporary Art”.
Bu haftami sanat galerilerini gezmeye ayirdim. Ozellikle de guncel sanat eserlerinin sergilendigi galerileri. Fotograf ve enstalasyon (intallation) sergileri gezdim. Peki hangilerini gezdim?
Oncelikle sanat camiasi tarafindan heyecanla beklenen bir sergiden acalim sozu:
Mona Hatoum: You Are Still Here
Cagdas enstalasyon sanatinin en on siralarinda yer alan ismin solo sergisi ARTER’in 3 katina guzelce yayilmis. Eserler hakkinda cok konusmak istemiyorum cunku gidip gormenin ustunuzde cok daha baskin bir etki yaratacagina inaniyorum. En azindan bende oyle oldu. Huzurla baktigimiz ve guven cemberimizin merkezine koydugumuz nesneleri ozenle bizi tedirgin edecek sekilde gosterme yetenegine sahip sanatci, bu sergide de estetik ile igrenclik, tedirginlik ile huzur arasindaki cizgiyle cok guzel oynamis. Ayni zamanda sunu da belirtmeliyim ki eserlerin cogu gercekten cok net politik mesajlar veriyor. Hatta belki fazla net, anlamak icin ugrasmak degil de, anlamamak icin goz yummak gerekirdi demeden de edemiyorum. Bana kalirsa cagdas sanatin en onemli ozelliklerinden biri de bu zaten; verdigi mesajlarin guncel olmasi. Elbet herkes eserleri farkli yorumlayabilir ancak ben bu sergideki bazi eserleri dusunuyorum, sonra da Afrika’da yasananlar aklima geliyor, tabii ki Amerika ve Avrupa’nin buraya konma yarisi canlaniyor gozumun onunde. Ancak bunlar benim gozumun onunde canlananlar.
Bir de sanatcinin anatomiye olan ilgisi, bize salt bir sekilde kendimizi gostermesi, hatta cogumuzun kendinden igrendigini gosterme cabasi da ozellikle “Deep Throat” isimli eserde dikkatimi cekti. Bu eser aslinda gorundugunden cok daha fazlasi, icimize bir yolculuk gibi, hatta gercekten oyle; icimize bir yolculuk. Ancak pek hos bir yolculuk degil kimine gore. Bana nedense cok dogal ve cok saf gorundu nedense. Bu eserler hakkinda mumkun oldugunca ustu kapali konustugumu farketmissinizdir. Neden mi? Merak edin de gidin kendiniz gorun diye! Bu sergi kacmaz. Giris zaten ucretsiz. Bakin tekrar tekrar soyluyorum, BU SERGI KACMAZ!
Neyse efenim turumuza baska bir yerde devam ediyoruz; burasi sadece bir fotograf galerisi degil, ayni zamanda Turkiye’nin belki de en iyi baski atolyesi. Ayrica sadece fotograf sanatina yer veren tek galeri. Guncel fotograflar hemde, ayni zamanda genc Turk fotografcilarin onunu acmalari da onlari gozumde daha da yuceltiyor. Daha fazla uzatmadan soyluyorum efenim, orasi;
Elipsis Gallery / Atelier Elipsis:
Burasi fotograf sanatiyla ilgilenen herkesin mutlaka ugramasi gereken bir yer. Baskilarini gordum, akil aliyorlar, ayni zamanda sergileri de cok keyifli. En onemlisi de insanlarin tavirlarinin pozitif yonde olmasi. Kendinizi hic gitmediginiz ancak eviniz gibi hissettiginiz, bembeyaz ve apaydinlik bir yerde buluyorsunuz. Tabi ki sanat galerisi denince insanin aklina gelen mekan tipi bu olsa da, nedense burayi hafif fazladan sevdim. Galeri biraz kucukce, ancak sergiledikleri isler hic de kucumsenecek turden degil. (Siz siz olun hicbir sanat eserini kucumsemeyin tabiki de.)
Baski fiyatlari diger basim atolyelerine gore biraz yuksek de olsa, bence her kurusuna deger.
Bravo bebekler, Istanbul’un Sanat Galerileri konulu yazimin ilk bolumunun sonuna geldiniz. Bundan sonraki bolumde de Sanatorium, ve Galatasaray’in asagisindaki diger galerileri yeniden gezip, guncel sergilerini anlatmayi dusunmekteyim. Simdi hemen o kicinizi o koltuktan kaldirin ve gidin birazcik galeri gezin, hem kulturlenin hem de eglenin. Butun paranizi Starbucks’ta vakit oldurmeye harcamayin. Ama yok ben kicimi kaldirmam diyorsaniz da, her zaman icin soyle sagdaki Like tusuna basip beni sevindirebilir, yine sagdaki oylamadan blogumu sevip sevmediginizi soyleyebilir, Paypal’in “Donate” tusu araciligiyla bana bir kahve ismarlayabilir ya da bir sorunuz varsa bana sorabilirsiniz.
Not: Fotograf bana ait degildir, ARTER’in kendi internet sitesinden aldim, haklari bana ait degildir. Umarim onlara aittir.
Kadin, Bayan, ve Kiz.
Oncelikle belirtmeliyim ki bu yaziyi “http://www.bayandegilkadin.com/” sitesindeki blog postunu okuduktan sonra, ekleyecek dusuncelerim, veya tamamen katilmadigim noktalar oldugundan yazmaktayim. Yalniz bu yazinin buyuk bir bolumunu hakli bulmadigim anlamina da gelmez.
Oncelikle dilin toplumun sosyal profilini aciga seren bir organ oldugu cok dogrudur bence. Hatta bu durumu soyle aciklayabiliriz ki, eger Turkce’de Ingilizce’nin seks olgularini betimleyen terimlerinin cogunun karsiligi yoksa, bu da toplumun muhafazakarliginin bir aynasidir bence. Bu konuya daha da derinlemesine girmek ve birkac ornek vermek de isterim hatta. Turkce’de kullanimi yaygin tek seks pozisyonu “Misyoner” dir, onun disinda kimseyi kopek, inekkiz, terzinekkiz derken goremezsiniz, cunku ben bunlari kafama gore cevirdim, toplum tarafindan bu kelimeler kullanilmadigindan. Misyoner pozisyonun da yayginliginin nedeni belki de en baz pozisyon olarak gorundugunden dinsel olabilir. Detay bilgi olarak bunlarin orjinalleri doggy-style, cowgirl, reverse cowgirl kelimeleridir ki, Wikipedia’ya gore misyonerden sonra en cok kullanilan seks pozisyonlaridir. Hatta bazi Turkceye ceviremedigim Fellatio ve Cunnilingus gibi aktiviteler de var, sorun su ki, bunlarin karsiliklari ancak argoda bulunuyor. O da sadece erkege uygulananin karsiligi olarak “sakso” diye geciyor. Ancak bunun ingilizce karsiligi argoda “blowjob” iken resmi bir sozcugun olmasi da dikkatimizden kacmiyor. Turkce’de ise bir erkegin bir kadini diliyle tatmin etmesinin bir karsiligi yok, ki bu da buyuk ihtimalle toplumdaki ataerkilligin bir simgesi.
Konudan daha fazla kopmadan kadin-kiz ayrimina geliyorum. Acikcasi bayan kelimesini zaten pek kullanmiyorum, cunku kadini cok uzaklastiriyor, zorlasak bir nevi tabuvari bir sekilde imgesellestiriyor gibi geliyor. Neden mi? Gercekten bilmiyorum. Ancak bayan kelimesi “Baylar ve Bayanlar” seklinde kullanildiginda duruma bir seksilik te katabiliyor sanki. Ancak neden “Bayanlar ve Baylar” degil bu sorgulanabilir bir durum bence. Kadin-kiz ayrimi Turkce’mizde toplum icinde genelde bir tabu haline getirilmis olan “bakirelik” imgesinin bir simgesi. Seks yaptiktan sonra bir kiza kadin deniyor. Bence bu cok ama cok hatta 22459824098234098234098234098245098 kere cok yanlis bir tanimlama. Eger kiz-kadin ayrimi olgunlugu gosteriyorsa, bu asla seks olmamali. Olgunluk ve seks yapmak arasinda daglar kadar fark olmasi da cabasi.
Bundan sonra beni 30 yasina kadar ki kadinlara kiz derken gorebilirsiniz, bunun nedeni ise benim kadin-kiz ayrimini olgunluk veya seks nedeniyle yapmam degil, sadece kendime daha yakin hissettigim insanlara aklimda kiz kelimesini yakistirmamdir. Ama bu tamamen kisiseldir, ve kadin-bayan-kiz ayrimina dikkat etmedigimi gostermez. Ancak olur ya benden ozel istek kendisine kadin dememi isteyen arkadaslar vardir, bu dil sorunsalina duyarliliklarindan onlari kutlarim, ve onlari bundan sonra kadin olarak nitelerim.
Bu konunun onemini farketmemi sagladigi icin Hazan Ozturan’a tesekkur ederim.
Iste bu kadin benim kolumu imzaladi! Ayrica belirtmeliyim ki, hayanda ilk defa benim kolumu imzalamis. Kendisi Alison Balsom, trompetin kralicesi bile diyebiliriz kendisine. Bu aksam Is Sanat’ta konseri vardi, ben de taibiki oradaydim. Sadece muzigiyle degil sempatikligiyle de kalpleri fethediyor Alison Balsom. Kendisi tum dunya tarafindan taniniyor, David Letterman’a bile konuk olmus birinden bahsediyoruz. (linki asagida) Ayrica imzasinin ustune kucuk bir trompet cizmesi bile inanilmaz sirin bence, ben cok sevdim kendisini valla. Bu konserde Scottish Ensemble ile birlikte caldilar ve belirtmeliyim ki Scottish Ensemble da cok guzel bir ekip olmus, inanilmaz guzel ve uyumlu caliyorlar. Konserde asiri begenmedigim aranjmanlar da oldu ancak bayildiklarim da az degildi. Dikkatimi ceken seyler arasinda parca aralarinda herkesin ayni anda oksurmesi ve konser sonunda orkestra henuz selam verirken cikisa kosan saygisiz insanlar da (oyle bir-iki tane de degil hani, bircok) vardi.
Eger kendisinden birkac parca dinlemek isterseniz sunlari oneririm:
http://www.youtube.com/watch?v=IQF19eNf8OI (David Letterman’da)
http://www.youtube.com/watch?v=tiMD7FdhbPo
http://www.youtube.com/watch?v=W8phyhQ1ARQ

Evet, iste emektar cantam, Eastpak Getter!
Kendisi beni ne otobus yolculuklarinda, ne ucaklarda, ne teknelerde usanmadan cekti, bir kez de yari yolda birakmadi.
Eger boyle her ise yarayacak, resmen Joker gibi bir canta istiyorsaniz, durmayin hemen gidin alin. Taksim’de kafekrepen’in oldugu pasajda 165 TL ye siyah rengini bulabilirsiniz. Bu canta su gecirmiyor, hersey icin ayri bir gozu var, laptop bolumu var, on gozde bir tane organiser, ve en onde kolay erisilebilen iki adet dikey goz mevcut. Cantanin yanindaki bantlar sayesinde tasiyacak cok seyiniz oldugunda canta istediginiz kadar buyuyebiliyor, ayrica onundeki iki cirt-cirt (velcro) da cok kullanisli. Kaykay asmak icin tasarlanmis olsa da ben tripod-baska cantalar-posetler-ve daha nice seyler astim oraya. Emin olun, bu canta ne atsaniz kaldirir. Ayrica yanilmiyorsam 30 yillik garantisi var. Bu cantanin su gecirmezligini kendim denedim, hayatimda kullandigim ustunde ekstra kilif olmadan en az su geciren hatta neredeyse hic gecirmeyen canta. Ayni zamanda hafif te.
Bu cantayla +47 derecede de bulundum, -18 derecede de. Bu canta teknede yasadi, Alpler’i gordu, Bu canta benimle beraber snowboarddan, bisikletten, kaykaydan dustu. Bu canta benimle beraber alisveris yapti, aldigim herseyi eve tasimama yardim etti. Bu canta sayesinde elimde tasidigim posetleri cirt-cirtli bantlarina takarak bos elimle bira ictim rahat rahat. Bu cantayla camura dustum, bu cantaya yedek kiyafet koyup arkadaslarima kalmaya gittim. Bu cantaya ickileri doldurup tasidim, ama bu cantayla Ice Tea Green’leri de tasidim. Kisacasi anlayacaginiz, bu canta demek, ben demek!
Peki o zaman ben bu cantayi neden degistireyim? Boyle bir yenilik arayisi icersindeyim de ondan, yoksa memnunsuzluktan asla degil. Yenilikten vazgecip aynisinin yenisinden bile alabilirim yani o derece.
Not: Fotograf benimdir. Izinsiz kullanani ya da adimi belirtmeden kullanani yakarim bak ona gore.

